Ανακοινώσεις

Sana normalliği “giydirmeye” kalktıklarında

 

Radikal ol

 

Yani başka bir deyişle, tabandan ve tabandakilerle bir Pride
için ısrarcıyız

 

            “Normallikten” bahsedildiğinde etrafa insan eti kokusu yayılıyor.

 

Sana «normallik» vasıflarını yüklemek istediklerinde radikal ol!   Bunların hepsi fabrikasyon kalıplar

Cinselliğini bir kalıba sokmaya çalıştıklarında, radikal ol. Kabul etme.

“Egemen-eril” davranışlar kural haline geldiğinde radikal ol! Yoksa tecavüz kültürü Üzerimize bir bulut gibi çökerek bir sonraki kural olacak.

Engellilere karşı merhamet göstermeni istediklerinde, radikal ol. Engelli bireyler saygını hak ediyorlar, merhametini değil.

Sana mültecilerin ve göçmenlerin «sorun» olduğunu söylediklerinde bir dur ve düşün, radikal ol. Onlar da senin benim gibi, sistemin ezdiği ve herkesin parmakla gösterdiği insanlar.

Devlet ve toplumun büyük bir kesimi, beyaz, yerli, Hıristiyan, hali vakti yerinde, vücudu sağlam heteroseksüel cisgender vasıflı insanlara  «kayıtsız şartsız» ayrıcalıkları sağladığında, Radikal Ol. Bunu yıkmak için mücadele et. Ataerkilliğin dayattığı ayrıcalıklar ve baskıcı uygulamaların olmadığı, herkes için eşit bir toplumda yaşamanın mücadelesini veriyoruz

Sıfırdan başlamıyoruz. Hak arama süreci olumlu bir şekilde, kısmen, genişledi. Kamu alanında LGBTQI meseleleri gittikçe daha öne çıkıyor. Fakat diğer yandan toplumun büyük bir kesiminin geriye gittiğini görüyoruz. Ataerkillik ve her çeşit «normallik» hayatlarımıza hâkim. Hemen hemen her yerde cinsiyetin düalizmi ve çoğu zaman da heteroseksüellik dayatılıyor. Azıcık bile farklı olan her şey dışlanıyor, kenara itiliyor ve toplumsal tecride maruz kalıyor.

Kimlik, cinsiyet dışavurumu ve cinsellikle ilgili klişeler ve tektipleştirme kurala dönüşüyor.

Günümüzde sunulan güzellik normları, anatomik cinsiyetiyle toplumsal cinsiyeti (bunlar da belli oranlarda) aynı olan, beyaz tenli insanları kullanarak tamamen ırkçı bir yaklaşım sergiliyor.

Biz farklılık, farklılığın kurumsal olarak güvence altına alınması ve bilinç düzeyinin değişmesinin, özgür insanlardan oluşan bir toplum için elzem olduğuna inanıyoruz. Bir tabloya değer kazandıran, farklı fırça darbeleridir.

Aynı zamanda, kalıp haline getirilip dayatılan “normalliğe” karşı duran önerilerimizde ısrarcıyız. Elimizdeki malzeme keskin konular, “rahatı” bozan, insanlar arasındaki ilişkilerin bambaşka olduğu farklı bir toplum vizyonunu masaya yatıran meseleler. Daha güzel günler hayal ederek mücadeleyi sürdürmemizi  sağlayacak ve bizleri kurumsal kazanımların da ötesine götürebilecek öneriler.

 

Bunalım ortamında RADikal Pride

Dünyanın dört bir yanında kasvetli bir ortam. ABD’de Trump’ın seçilmesi, son Fransa seçimlerinde Le Pen’e gösterilen desteğin derecesi, tüm Avrupa’da aşırı sağ partilerin yükselişi, Faşist saldırıların ezilen toplumsal gruplara artarak devamı. Bütün bunlar zamanın daraldığına işaret. Tepkimizi zamanında vermezsek, bu sancılı değişimi bedenleri ve hayatları üzerinde hissedecek olanların, bizler olduğumuzun farkındayız.

Yunanistan’da LGBTQI hareketinin kazanımlarına rağmen, homofobik ve transfobik saldırılar hala sürüyor. Kadınların hem bedensel hem sözel cinsiyetçi şiddete maruz kalmadığı bir gün bile geçmiyor. Bir yandan ekonomik kriz ilmeği gittikçe daha çok geriyor diğer yandan da Yunan hükümeti tarafından art arda imzalanan kemer sıkma paketleri zaten zorlaşmış olan hayatlarımızı daha da kötüye sürüklüyor. Bizler lezbiyen, eşcinsel, biseksüel, trans queer, interseksüel ve aseksüeliz (LGBTQI) ama aynı zamanda da emekçi, güvensiz ortamlarda çalışan emekçi, sigorta haklarından yoksun olarak çalışan gölgeleriz. Bu yine de olabilecek en iyi durum. En kötüsü ise işsiz olmak. Tüm bunlarla aynı anda mülteciler, mülteci kabul bölgeleri başta olmak üzere faşistlerin saldırılarına hedef olarak istismar ve sefalet kamplarında kapalı tutulmaya devam ediyorlar.

Yakın zamanda yürürlüğe giren hukuki düzenleme trans bireyler için cinsiyet kimliğinin tanınma sürecinin tıbbi  standartlar veya müdahaleler veya psikyatri raporuna gerek olmadan basitleştirilmesi yönünde görünüşte olumlu bir adım. Fakat aynı zamanda, aynı hukuki düzenlemeyle her bir  trans birey için ayrı mahkeme kararı isteniyor (birçok ülkede uygulanan  ve Yunanistan’daki trans hareketinin de talep ettiği şekilde, nüfus idaresine yapılacak basit bir beyan işlemi değil). Eş zamanlı olarak da – neden? – yetişkinlik kavramı hukuki düzenlemeye giriyor. Bu, reşit olmayan trans bireyler otomatik olarak düzenleme dışında bırakılması anlamına geliyor.

 

RADikal Pride bir boşlukta, alakasız bir zamanda gerçekleşmiyor. Yenilgi sonrası daha da genişlemiş bir hareketin tam da gücünü yeniden toplamaya başladığı ana denk geliyor. Eğer bir şeyi değiştirmek istiyorsak her şeyi değiştirmemiz gerektiğinin bilincine vardığımız an! Küçük, olumlu adımlar atıldı ve mücadeleyle bazı haklar kazanıldı. Ama yine de yeterli değil. Geçmişin en önemli kazanımları bile hâlâ sabit değil, ilk fırsatta alaşağı ediliyor. İşi «uzmanlarına» bırakma yönteminin/uygulamasının –bazılarına ne kadar çekici gelse de- gayet yararsız olduğu aşikâr. Kendimizi kandırmanın bir anlamı yok. Güç hepimizin elinde. Bizi ilgilendiren konuların yürütülmesini başkalarına devretmeye gerek yok.

 

Bahsini ettiğimiz koşullarda, Pride’ın her şehirde özörgütlenme ile gerçekleşmesi elzem. Bir Pride yürüyüşü neden kapalı kapılar ardında toplanan düzenleme komiteleri ve şirketler tarafından tasarlansın? Pride hepimizi ilgilendirirken, Pride’ın organize edilmesi ve karar alma süreçlerinden neden dışlanalım? Neden Pride’da LGBTQI bireyler ve onlarla dayanışmada olan bireylerin değil de  şirketlerin, konsolosluk ve büyükelçiliklerin sözü geçsin? Artık şimdi yeni bir şey denemenin zamanı!

Hem bu toplumun parçası olarak hem de bağımsız bireyler olarak varlığımız için mücadele etmek zorundayız. Özellikle günümüzdeki koşullarda söz senin!. Söz benim!. Açık toplantılarla, doğrudan demokratik süreçlerle, diyalog içinde, hepimizin özgürce söz sahibi olduğu ve ortak kararlar aldığı bir ortamda.  AB kurumlarına, hibe paketlerine ve sponsorlara bağımlılık olmadan. Yeni dönem bizi yeni zorluklarla karşı karşıya getiriyor. Yeni seslere ihtiyacımız var. Yeni, cesur adımlara… Bir araya geleceğimizi ümit ettiğimiz yeni patikalara ihtiyacımız var.

“Normalliğin” dayatılması kan kokuyor. Ve bu bir yere “sığamadıklarını” veya “fazlalık olduklarını” hissedenlerin kanı. “Normallik” çoğu zaman, Pride’da kendilerine yer bulamayanlara dayatılıyor. Eğer sesini duyuramayan o insanlar olmasaydı bizim Pride, RADikal Pride da var olmazdı. Çoklu kimliklerinden dolayı her gün çoklu baskıya maruz kalan o insanlar. Kadınlar, engelliler, biseksüeller, çok eşli göçmenler, yaşlılar, dinsizler. Bu geniş kavramlardan bazıları, etkinlik ve atölye çalışmalarımızda tartışma konusu olarak kimsenin el atmadığı alanları aydınlatacak. Feminist atölye, mülteci krizi ve LGBTQI mülteciler ile ilgili atölye çalışması engelli bireylerin görünürlüğünün sağlanması ve engellilik üzerine tartışmalar gerçekleştirecek ve her tür baskıya maruz kalmış kişilerin bireysel hikâyeleri, kan bağışında eşcinsellerin dışlanması gibi konuların üzerine eğileceğiz.

 

Farklılığın «bedeli»

Türkiye’li Tans activist Hande Kader, dayatılan “normalliği” sorgulamanın bedelini hayatıyla ödedi. Tansların aylar süren çatışmalı mücadeleleri sonrası, Ağustos 2016’da tecavüz edilip canlı canlı yakıldı. “Normallik” gereği, bazıları için fazla güçlü çıkan sesinin sonsuza dek susturulması gerekiyordu.

RADikal Pride, 1. Özörgütlü Selanik Pride’ı Hande Kader’in anısına düzenlenecek.

 

Ona çok görülen sokaklara biz çıkacağız.

Onun susturulan sesiyle biz bağıracağız.

Biliyoruz ki dışarıdaki adımlarımızda onun adımları, sesimizde onun sesi daha da güçleniyor.

 

Selanik’ten Türkiye’ye

Özgürlük ve Eşitlik çığlığı

 

  1. Özörgütlü Selanik Pride’ı

 

LGBTQI talepleri, cinsiyet ve cinsellikte özgürlük için

 

 

 

cropped-rad-1.png

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *